Kayıtlar

Browni ya da Islak Kek

Resim
2 sene önce iş yerindeki bir arkadaşımdan (serraninmutfagi.blogspot.com bloğunun sahibesidir kendisi) almıştım bu tarifi. Gerçekten çok nefis oluyor, pişme süresi çok kısa yapımı çok pratik. Malzemeler 1 su bardağı sıvı yağ 1 su bardağı süt ( ben 1,5 koydum) 1,5 su bardağı şeker 1 pk vanilya 1 pk kakao Malzemeler bir güzel karıştırılır. Hazır olunca içinden bir su bardağı daha sonradan keke dökülmek üzere kaldırılır. 2 yumurta ayrı bir kapta iyice çırpılır ve karışıma eklenir. Ayrıca 1 pk kabartma tozu , limon kabuğu rendesi ve aldığı kadar un eklenir. 160 derecede 15 dakikada pişti. Pişince dilimleyip öyle döktüm sosunu iyice emsin diye.. yumuşak mı yumuşak bir kek, tam istediğim gibi :) (aslında çok güzel kabardı ama yukardan çekince fotoğrafı böyle çıkmış:)) İşte bu kadar, çok pratik değil mi? Sağlıcakla kalın...

*Ankara Günlüğüm*

Resim
Hafta sonunda Ankara'daydık. Pat diye karar vermiştik gitmeye iyi ki de öyle olmuş, insan varınca daha iyi anlıyor özlediğini. Kuzucuk ikinci defa gitti ama ilki tam manasıyla bir tanışma sayılmazdı. Çünkü sadece altı aylıktı. Ama bu sefer kuzenleriyle hopladı zıpladı oynadı, çok eğlendi. Gangnam style dansıyla da bizleri eğlendirdi. Hava çok güzeldi Ankara'da. 50. Yıl parkına gitme fırsatı bulduk. Antakya'da neden böyle bir park yok diye üzüldüm açıkçası. Parktan sonra abimlere gittik. Tüm kardeşler bir arada olamadık yine ama yine de çok güzel zaman geçirdik. Sitenin çevresinde harika bir yürüyüş yolu vardı. Kuzucuk kuzenleri, babası ve amcasıyla çok keyifli maraton koşusu yaptı :)) Akşam yorgun düştü ve adeta bayıldı. Üzüldüğüm nokta yine böyle bir ortamda fotoğraf çekmeyi unutmuş olmam oldu :( Başka bir zamanda buna daha çok özen göstereceğim. Rüzgar gibi gelip geçen bir hafta sonuydu, çok iyi geldi vesselam... Geriye kalan işte birkaç fotoğraf ve akıldakiler, ha bir de...

Evde kahvaltılık hazırlamaca, maydanoz yetiştirmece :)

Resim
Merhaba ! Tez döneminde olmamdan ötürü artık bloğuma eskisi gibi uğrayamıyorum. Aslında hergün şip-şak bir göz atıyorum ama paylaşımları tek tek okuyacak kadar duramıyorum ne yazık ki... Nihayet çalışmalarım sonuç vermeye başladı. Ben de daha bir şevkleniyorum tabi hal böyle olunca. Yazılarımı da zaten işe geldiğimde ( genelde sakin olduğu için gece nöbetlerinde ) yazıyorum. Bir de instagram ı seviyorum şimdilerde. Unutmak istemediğim anları paylaşmak benim için orda daha kolay oluyor. Beni ararsanız eyagiz13 olarak bulabilirsiniz :) Neyse başlıkta bahsettiğim üzere yeni kahvaltılıklar hazırladım. Çilek reçeli malum favorimdir. Evimin kadını olduğumdan beri sürekli yapıyorum :) bu sene sezonu erken açtık. Çilekler hem bol hem de ucuz olunca fırsatı kaçırmadık ve açılışı yaptım ben de . 3 kilo çilek için 2 kilodan bir su bardağı kadar eksik şeker kullandım. Bu haliyle bile çok tatlı geldi bana. Tercih size kalmış. Ben paket yoğurtları sevmiyorum, hani şu fabrikasyon olanları. Bizim ...

Eski bir not..

Resim
Çift(e) Bayram  Varabilme ihtimalimizin % 50 olduğu bir bayram arefesi..Bilmiyorum, belki daha nice bayramlar göreceğiz ya da göreceğimiz son bayram..ne garip bir duygu, ikisi de düşünüldüğünde hüzün veriyor. Yaşama sıkı sıkıya bağlı olduğumuzdan olsa gerek. Her bayram sabahında yaşadığım içimdeki o tatlı hüzün.. Şükür! bu bayramı da görmeyi nasip ettin, daha nicesine ailemle eriştir diye ettiğim sessiz dualar..Yorgunluk, off layıp pufflamalar.. ama işler bittiğinde aynadaki gözlerimde yine o bayram sevinci.. Annemin her bayram sabahında "bugün bayram çok uyumamayın kalkın" diye evde yankılanan sesiyle uyamayacağım bu bayram..Bayram namazından gelince açtığım kapıda bambaşka, ölünceye kadarki sonu gelmeyen bir bayram daha.. elini öpüyorum, o da beni öpüyor..kutlu olsun bayramın, bayramımız, bayramınız.. Tarih 15 kasım 2010 Bu yazıyı facebook notlarımda gördüm az önce. Ne çabuk değişiyor hayatımız öyle. Bir nefes alıp vemek kadar k...

Muhallebili tel kadayıf tatlısı

Resim
Dün işten çıkıp eve gittiğimde aklımda pek çok senaryo vardı yemek ve tatlı üzerine . Hesapta olmayan bir çilek reçeli vardı. Kociş pazarda reçellik çilek ve başına üşüşmüş kadınları görünce ben de alıvereyim 3 kilo Demiş! Ayıklaması, yıkanıp pişirilmesi 3 saatimi aldı. Tabi sadece reçel pişirmedim o arada başka bişeylerle de meşgul oluyordum. Bunlardan biri de muhallebili tel kadayıftı :)) Nasıl severim bu tatlıyı anlatamam. İlk defa annem bir arkadaşında görmüş ve bize yapmıştı. Kadın zekasına bir kez daha hayran kalmıştım. Sen tut muhallebiyi tel kadayıfın içine koy :) Bizim buralar künefe cenneti olduğundan mütevellit erkekler künefeyi böyle çok hesaba almazlar, dememe bakmayın çaktırmadan öyle bir güpletirler ki aklınız durur :) Neyse lafı çok uzattım. Tatlı çok pratik gerçekten, yapımı da kısa maliyeti de düşük. Malzemeler: 300 gr ince kıyılmış tel kadayıf 1 yemek kaşığı dolusu tereyağ 1 çay bardağı ceviz içi 1 çay kaşığı tarçın 1 yemek kaşığı toz şeker Muhallebisi için...

Bir gün herşey değişir

Resim
Tıpkı bundan önce olduğu gibi. Haftaları, günleri, saatleri takip edemiyorum artık. İşe gelince ayrı, eve gelince ayrı, okula gidince ayrı bir Esra oluveriyorum. Her girdiğim yere hemen uyum sağlamaya çalışsam da bazen bulunduğum konumdaki sıfatımı şaşırıyorum. Hocama müdürüm müdürüme de hocam diyebiliyorum, laboratuarın çalan telefonuna her defasında hava limanı dememek için zorluyorum kendimi. Bazen de karşımdakini hava limanı diyerek şaşırtıyorum:) herşeye rağmen, tüm yorulmalara, bazen çalışmalardan sonuç alamasam da bunları yapmayı seviyorum. Kuzuma da her fırsatta zaman ayırıyorum. Onunla bol bol oynuyoruz, parka gidiyoruz, legolardan kuleler yapıyoruz, çadırın içinde baba bizi bulamaz ki oynuyoruz , her tarafı kirlete kirlete yemek yemesini büyük bir zevkle izliyorum daha sayamadığım bir sürü şey. Hayatı seviyorum ben yaa, bazen canımı sıksa da seviyorum :) güpgüzel hafta sonları dilerim

Hayat akıp gidiyor..

Üç gündür anneme yerleşmiş durumdayım. Gece nöbetinden çıkıp, kuzucukla biraz oynayıp 2 saat bile doğru düzgün uyuyamadan koştur koştur laboratuara gidiyorum. Akşam 8 de eve dönüp, yine kuzucukla biraz oynayıp, azcık boğazımdan bişeyler geçirip, 20 dakika kadar şekerleme yapıp 2. gece nöbetine geliyorum. Bu tempoya daha ne kadar dayanırım bilmiyorum ama bu sabah nihayet off a çıkıyorum. Ha bu iyi bişey mi, şu bakımdan iyi birşey bu gece uyumaya nihayet evime gidebileceğim. Ama bütün gün yine laboratuarda olacağım. Kuzucuk artık onu bırakıp gitmemi istemiyor. Şalımı, ceketimi kendi eliyle çıkartıyor ki o öyle yapınca giderken aklım uzun bir süre onda kalıyor. Ama daha sonra şöyle düşünüyorum. 1-2 yıl sonra mesela, inşallah akademisyen olduğumda bu sıkıntılar geride kalmış olacak ve ona eğitim hayatında klasik bir soru haline gelmiş olan  anneniz ne iş yapıyor dendiğinden "benim annem bilim insanı ve ünvanı da şu" deyip bundan gurur duyacağını düşünerek kendimi teselli ediyoru...